HABERLER

CÜNEYT AKGÜN - KOYU - Haziran 2008

Kaliteli müzik yapanlar için endişelenecek bir durum yok!

Bilindiği üzere uzun zamandır herkeslerin dilinde Türk popüler müziğinin içinde bulunduğu çıkmaz ve işlerin kötüye gitmesi dolaşıyor, ancak çoğunlukla müzik sektöründeki profesyonellerinin dillendirdiği bu sorun madalyonun sadece bir yüzünü oluşturuyor.

Madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde ise ne kadar uzun zamandır “değişik” ve tüm şarkılarının “güzel” olduğu bir albüm dinlemediğimiz gerçeği müzik profesyonellerinin tüm serzenişlerini yıkacak şekilde karşımıza çıkıveriyor.

İşte tam bu noktada müzik profesyonelleri tarafından yaratılmış olan bu karamsar atmosfere sırtını dayayıp dinleyiciye serzenişte bulunma kolaylığını seçmek yerine cesaretle işini yapan, “yaşama sanatı”na ve “hoşluklar”a adanmış ‘Koyu’ isimli albüm çıkıyor karşımıza.

Cüneyt Akgün’ün 33 müzisyen arkadaşını biraraya getirerek, iyi bir organizasyon dahilinde 8 aylık bir stüdyo çalışması ile tamamladığı ‘Koyu’ albümü Mayıs ayı başında müzik marketlerdeki yerini aldı.

‘Koyu’ albümü, günümüzün giderek kalıplaşan ve kalıplaştıkça kısırlaşan müzik arenasında açık kalan bir pencere aralığından belli belirsiz içeri dolan tatlı bir esinti gibi, monotonlaşan ve soluklaşan hayatımıza en ferahından bahar kokuları taşıyan bir albüm.

İddiası iddiasızlığında gizli olan bu albüm; uçmalarına izin verilmeyen ateş böcekleri misali milyonlarca sabit ışık tanesinden oluşan büyük şehirlerin kat kat binalarının odalarına hapis olmuş acıların, yalnızlıkların ve kimseye itiraf edilemeyen birikmiş günahların ağırlaştırdığı havayı seyrelterek, içine kapılıp gittiğimiz derin yanılsamanın sislerini dağıtıyor.

‘Koyu’ albümü en ağır yaşanmışlıkları ve en tarifsiz tıkanıp kalmaları hissettirmeden içten içe temizleyen; bir başka deyişle dinleyicisine fark ettirmeden farkındalık katan “yararlı” bir albüm.

Günlük hayatın soluksuz meşguliyetleri içerisinde adını koyamadığımız sıkıntıları teşhis edip; bu sıkıntıların sebeplerini sabah uyandığımızda kapımızın önünde bulduğumuz süt gibi, gazete gibi sessizce; şefkatle ve nazikçe bize anlatan bir albümden bahsediyoruz.

Hiçbir duygunun bir diğerinden baskın olmadığını ispatlarcasına neşenin de hüzün kadar güçlü olduğu bu albüm; sahiciliği ve samimiyeti ile bizleri bir anda sarıverirken, inanılmaz derecede bildik duygular içermesiyle de aşina olduğumuz insanlara, bildik sokaklara ya da güvenli topraklara benziyor.

‘Koyu’; hiç ihtiyaç duymadığımız sıkıntılarımızı ve sırtımızda taşıdığımız çürümüş pişmanlıkları üzerimizden atıp, itildiğimiz tarafa gitmek yerine istediğimiz yöne yürümemiz gerektiği yönünde bize cesaret veren ve bu tavsiyesinin samimiyetini ispatlarcasına yanımızda yürüyen bir yol arkadaşının hoş muhabbeti ve tatlı dili ile hayatın içinden hikayeler anlatan bir albüm.

Birbirinden keyifli 12 şarkıdan oluşan albüm; hayatın akışı gibi yer yer ağırlaşarak; “Yaşamak, ismi oldu kabullenişin” ya da “ Seni çok üzdüm, gerçekten üzdüm” gibi hayatı ciddiye alan ‘büyük cümleler’ sarf ederken, yine hayatın akışına uygun olarak birdenbire seyrini değiştirerek “Haydi koy koy koy dolsun kadehim, oy oy oy zaten şaşmış feleğim” gibi bir boş vermişlik yatağında gürül gürül akıp gidebiliyor.

İnsanoğlunun geldiği en son nokta olan “konformizm çağı”nda adet olduğu üzere bu albümü kestirmeden tarif etmek gerekirse; üzerinde çekinmeden koskocaman harflerle “kaliteli” yazan bir etiketin altına; şehirli, olgun, samimi, keyifli ve sofistike alt başlıklarını da ekleyebiliriz.


İletişim:
Ahmet Yıldızalp
N1 Program Yapım
(0216) 336 60 26

www.emikent.com.tr

© 2005 Lityum